ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOJİSİ HAKKINDA HER ŞEY

ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOJİSİ HAKKINDA HER ŞEY

27.04.2017

SINAV KAYGISI


SINAV KAYGISI NEDİR?
            Sınava gireceksin ve bunu düşündükçe kalbim çarpıyor, miden bulanıyor, ellerin titriyor, terliyor. “ya sınavda başarısız olursam”, “ya heyecanlanır ve yanlış yaparsam” gibi düşüncelerle boğuşup duruyorsun. Bu düşünceler sonucunda kaygı yaşıyorsun işte buna “sınav kaygısı” diyoruz. Her öğrenci, herkes sınav öncesi belirli düzeyde kaygı yaşayabilir bu normaldir burada önemli olan kaygının dozu. Hatta bir miktar kaygı performansımız açısından olumlu etkisi vardır. Bedenimiz kaygı duygusu sonucu verdiği tepkiler sırasında salgılanan adrenalin hormonunun uyarıcı etkisi vardır ve kişinin dikkatini toplamasını sağlar. Ancak yoğun bir kaygı olduğunda tabi ki performans düşer.

SINAV KAYGISI İLE NASIL BAŞ EDEBİLİRSİNİZ?

1. Uygun çalışma ortamın olsun. Verimli ders çalışma yöntemlerini öğren. Zamanı iyi yönetme becerini geliştirmeye çalış.
2.  Fiziksel egzersiz çok önemli kaslarınızın gevşemesini, zihinsel gevşeme, duygusal rahatlık sağlar. Uyku bozukluğunuz varsa bunu da düzenlemeye yardımcıdır. Sınav öncesi açık havada yürüyüş kaygının azalmasına yardımcı olur.
3.    Stresli ortamlardan olumsuz konuşmalardan uzak dur. Komik bir film izle eğlenceli şeyler yap. Keyif aldığın kişilerle ol seni daha da kaygılandıranlarla değil. 
4.  Sınavdan önce yeterince dinlenmeye özen göster. Uykusuz kalmamaya dikkat edin. Yorgunluk ve uykusuzluk dikkatini toplamanı zorlar, kaygını arttırır. En az 8 saat uyumaya özen göster.
5  Beslenme dikkat et. Huzursuzluk, kalp çarpıntısı ve uykusuzluk gibi problemlere yol açabileceği için; çay, kahve, kola yerine bitki çaylarını tercih et.  Alkol ve sigara da kaygıyı tetikleyicidir. Sebze, meyve ve protein (balık, et, tavuk, süt ve süt ürünleri, kuru baklagiller) bakımından zengin besinlere öğünlerinde daha fazla yer ver. Bu besinler kaygıyı dengeleyici işlevlere sahiptir
   6 . Sınavla ilgili düşüncelerini gözden geçir. Unutma ki seni heyecanlandıran sınav değil sınavla ilgili düşüncelerin. Bu düşünceleri değiştirmek ve daha objektif düşünmek senin elinde.
                Örneğin;
              “Eğer sınavı geçemezsem annem-babam beni öldürür”.
              “Bu sınavı kaybedersem bir daha asla başarılı olamayacağım”.  
      Bu düşüncelerden uzak durun bunlar problemi çözmez ve sizi daha da kaygılandırır. Ve daha önemlisi gerçekçi değillerdir. Sınav öncesi daha önceki başarılarınızı hatırlayın hatta bir liste yapın.  Eğer daha önceki başarısızlıklarınız varsa onların nedenlerine bakıp telafi ederek aynı sebeplerin başarısızlığa yol açmasına izin vermeyin. Sınav zeka ya da kişiliğinizin değerlendirilmesi değildir bunu unutmayın bilgilerin değerlendirilmesidir         

7. Nefes Egzersizi: Kaygının üstesinden gelebilmek için yapılması gereken temel egzersizlerden biri nefes egzersizleridir. İster sınav öncesi ister sınav sırasında kaygılandığında yapacağın bu çalışma bedenine bir mesaj verecek ‘şu an da sandığın kadar büyük bir tehlike yok’. Gevşeme egzersizleri gerek fiziksel gerek psikolojik pek çok rahatsızlık için hem önlem hem de etkili yöntemlerden biridir. Hem çok kolay hemde çok etkkilidir. Peki bunu nasıl yapabilirisin beni izleyin;
                                               i.     Diyaframdan nefes alabilmek için sağ elinizi göğsünüzün üstüne sol elinizi karnınızın üstüne yerleştirin. Eğer nefes alımı sırasında sol eliniz yukarı doğru çıkıyorsa doğru nefes alıyorsunuz demektir. Sırt üstü yattığımızda aldığımız nefestir. Diyafram nefesi aldığımızda daha derin nefes alırız ve bedenimiz gevşer. Bunu yaparken her nefes alışta 8’e kadar yavaşça içinden say. Verirken de aynı şekilde ver. Yavaş yap başın dönmesin. Bunu yaparken gözlerini kapatıp sana huzur veren bir yeri düşünebilirsin güvenli alan diyoruz buna. Her şeyiyle canlandırmalısın diyelim ki odandasın  ısısı, kokusu, eşyalar, renkleri hepsini hayal et
8. Aşamalı Kas Gevşetme Egzersizi: Bu egzersiz sayesinde kaslarınızın gerginliği ve gevşekliği arasındaki farkı hissedeceksiniz. Gevşeme hali ile birlikte kaygınızdaki düşüşü fark edebilirsiniz. Öncelikle çalışacak kas grubu önce gerdirilir, kasılır sonra gevşetilir. Böylece gerginlik ve gevşeme arasındaki farkı hissedebilirsiniz. Teker teker mümkün olduğunca çok sayıdaki kas grubunu çalıştırabilirsiniz. Örneğin, sırayla kollar, omuzlar, boyun, tüm kafa kasları (alın, gözler, kaş, dil ve çene) göğüs, mide ve bacaklar gibi tüm kas grupları üzerinde çalışabilirsiniz.
                                               i.     Sınav öncesi ve sonrasında omuzlarınız kulaklarınıza doğru yaklaşmışsa boynunuz ve omuzlarınızda ki gerginlik kaygınızı arttırabilir. Omuzlarınızı kulaklarınıza doğru iyice çekin, gerginliği hissedin ve gevşeyin. Bu egzersizleri düzenli olarak yaptığınızda kaygınızın azaldığını fark edeceksiniz.
                                             ii.     Bu alıştırmanın amacı vücudunuzdaki gerginlik ve gevşeme halleri arasındaki farkı göstermek ve nasıl gevşeyebileceğimizi öğretmektir. Bu alıştırma sürecinde gerginlik ve gevşeme arasındaki farka dikkat edin. Önemli olan, kaslarınızdaki gerginliği fark edebilmeniz ve bunu kendi kontrolünüzle gevşetebilmeniz
9.  Son olarak, Hazırlan; kaçta kalkacaksın, ne giyeceksin, sınav yerine kimle nasıl gideceksin. Her adımı planla.

7.12.2016

Çocuklara Yeme Alışkanlığı Kazandırmanın Yolları

   Yemek yeme çocuğa erken gelişim dönemlerinde kazandırılaması gereken bir alışkanlıktır. Anneler çocuklarının hep aç olduğunu düşünürler bunun ne kadar önemli olduğunun farkındayım ama gereğinden fazla yedirmek çocuk için karşıt tepki uyandırır ve yemekten kaçınabilir. Çocuğunuzun ihtiyacı doğrultusunda doktorunuzunda önerdiği şekilde öğünlerini düzenlemeniz çok önemli.
   Çocuklar henüz mama sandayesindeyken eline plastik çatal, kaşık vererek yemeğini karıştırmasına izin verin. Çocukların yeme davranışını öğrenme ve sürdürme potansiyelleri vardır. Az yer, üstüne başına döker, etrafı kirletir diye izin verilmeyip aniden  “artık büyüdün kendin yemelisin” gibi bir tavırla karşılaşınca tabiki zorlanacaktır. Özellikle bu konuda ilgi çektiğini gören çocuk buna devam edecektir. Yetişkinlikte ortaya çıkan yeme bozukluklarının nedeni bu ilk yıllarda kazanılmış yanlış yeme alışkanlıklarıdır.

            Yeme alışkanlığı kazandırmak için;

1.     Çocuklar sizden görerek öğrenir. Kendi yapmadığınız bir davranışı ondan bekleyemezsiniz. Örneğin siz anne baba olarak tv karşısında, ayakta yemek yiyorsanız çocuğunuzda böyle yapacaktır.

2.     Yemekler ailede herkesin katıldığı hoş sohbet havasında geçen bir ortamda olmalıdır ki  çocukta yemek masasına oturduğunda mutlu olsun gergin değil.
3.     Çocuğunuza seçenek sunun onun sevdiği bir yemek mutlaka olsun. Yemek alış verişini onuda dahil edin arada sebze meyve seçmesine imkan verin. Yemeği hazırlama pişirme zamanlarında size yardım etmesi yemeğe karşı ilgisini arttırır.
4.     Yemek yedirmek için peşinden koşmayın. Bu ilerde yeme bozuklukları oluşmasına yol açacaktır.

5.     Zorla yedirdiğiniz bir yemeğin sonrki yemekte size olumsuz bir şekilde geri döneceğini unutmayın! Eşinizin tabağıyla ne kadar ilgileniyorsanız onunkiyle de o kadar ilgilenin.

6.     Yemeği yemesi için rüşet teklif etmeyin. Bu zaten yapması gereken bir davranıştır. Rüşvet yemeği reddetme davranışının tekrarlanmasını sağlar.

7. Eğer çocuğunuz yemeze “peki yemiyorsan kaldırayım deyip başka bir şeyle meşkul olun, örneğin eşinizle başka bir şey konuşun. Israr etmezseniz çocuğunuzun yemeğe ilgisini arttırabilirsiniz. Eğer yemezse bir süre sonra acıkacaktır o durumda da diğer yemek zamanına kadar herhangi bir atıştırma vermeyin. Buna dayanmak zor evet ancak bu düzenli bir yemek alışkanlığı edinmesi için çok önemli. Çocuğunuz yemekten sonra “ben acıktım diyorsa”  sizde; “aa üzgünüm yemek saatimiz geçti, üç öğün yemek yiyoruz biliyorsun o yüzden beklemek zorundasın” diyebilirsiniz. Bunu anlaması için çocuğunuzun biraz zamana ihtiyacı vardır ilk seferde anlayamayabilir sabırlı ve kararlı olur fikrinizi değiştirmezseniz çocuğunuz bunu öğrenecektir.

26.11.2016

Çocuğunuza Özgüven Duygusu Aşılamak

Özgüven kişinin kendini nasıl gördüğü, kendi hakkında ne düşündüğü ve kendine ne kadar değer verdiğini ile ilgili yaptığı değerlendirme sonrası kendinden memnun olup olmadığıdır. Kişi kendinden memnunsa özgüveni yüksektir deriz. Özgüven kendiliğinden gelmez. Özgüven erken yaşta kazanılmaya başlanır. Çocukluk ve ergenlikteki deneyimlerle oluşur. Zekâ ile ilişkisi yoktur. Özgüvenin kaynağında, sevgi, kabul görme, sağlıklı iletişim, sağlıklı ilişkiler ve saygı vardır. Çocuğunuzun özgüven oluşturabilmesi için bu kaynakların aile, okul, iş sosyal çevre tarafından desteklemesi gerekir.

 Kendine güveni olmayan çocukların çoğu hayattaki başarısızlıklarını kendilerinin dışındaki nedenlere bağlarla bu nedenle kendine olan güvenlerini ve gelecekte ki başarılı olma şanslarını azaltırlar. Örneğin; özgüveni olan çocuk sınavı kötü geçtiğinde  “Öğretmen bana taktı, beni sevmiyor, sorular çok zordu” der. Olmayan çocuk ise “Sınavım kötü geçti iyi çalışmadığım anlamadığım yerden çıktı bir dahakine daha çok çalışmalıyım” diye düşünür. Başarısız olduğunda daha iyisini yapmak için motive olur.
            Çocuğunuza özgüven kazandırmak için neler yapmalısınız;

  1. Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin, sevin ve saygı gösterin: Sizin olduğu gibi çocuğunuzunda bir kişilik yapısı vardır. Çocuğunuzu olmasını istediğiniz gibi değiştirmeye çalışmayın; olduğu gibi kabul edin. Aksi durumda hayal kırıklığı yaşarsınız ve çocuğunuzda olumsuz etkilenir. Farklı değişik fikirleri çocuğunuzun yanında kınamayın tam tersi o fikre  katılmasanız bile farklılığın hoşunuza gittiğini söyleyin. Çocuğunuza saygınızı ve değer verdiğinizi ilk olarak, onu ilk karşılaştığı kişilere ismiyle tanıştırarak ya da onunla ilgili kararlarda onunda fikrini alarak gösterebilirsiniz. 
  1. Çevreyi Çocuklara Göre Ayarlayın: Çocuklar hazır olduklarında yapabilecekleri şeyleri kendilerinin yapmalarını sağlayın buna ihtiyaçları vardır. Örneğin kendi yemek yemeleri için onlara uygun plastik çatal, kaşık, rahatça kıyafetlerini asacakları bir dolap, kitaplarına istediklerinde uzanacakları ve erişebilecekleri boyda kitaplık, hatta kendi kendilerine kalkacakları yatak gibi. Kendi yapabileceği şeyleri asla onun yerine yapmayın, sadece yol gösterin.
  1. Çocuklara Uygun Oyun Alanı Yaratın: Oyun oynamak çocuk için dünyanı tanımanın ve öğrenmenin bir yoludur. Oyun sorumluluk alma, işbirliği yapma, problem çözme becerilerini geliştirir. Bunun için çocuğunuza yeterli alan yaratın. Onlarla oynayın.
  1. Sabır gösterin: Çocuğunuzun yaptığı işleri, kendi hızında yapmasına izin verin. Sabırsızlık göstermeyin.
  1. Sorumluluk verin: Çocuğunuza neleri yapabildiğini göstermesi için fırsat tanıyın. Sürekli olarak kontrol edilmediği görevler almasına tek başına karar vermesine izin verin.
  1. Sınırlı riskler almasını destekleyin: Çocuğunuz hayatında karşılaştığı zorluklarla başa çıkma yetisine güvenmelidir. Eğer aşırı koruyucuysanız ve çocuğunuz size çok bağımlıysa veya beklentiler çok yüksek olduğu için asla başarılı olamıyorsa kendisini güçsüz ve yetersiz hissedecektir. Yeni bir arkadaş edinme değişik bir yemek deneme gibi deneyimlerde bulunmasını destekleyin.
  1. Cesaretlendirin, destekleyin ve takdir edin: Çocuğunuz sadece başarmaya değil, olumlu geribildirime ve onaylanmaya da ihtiyaç duyar. “Sıranı bekleme şeklini beğeniyorum, iyi bir çaba gösteriyorsun, daha sıkı çalışıyorsun, aferin” “senin en çok takdir ettiğim özelliklerinden biri...” gibi konuşmalarla onu iyi olduğu alanda destekleyin.
  1. Hataları ve başarısızlıkları kabullenebilmesine yardım edin: Çocuğunuz hata yaptığında veya başarısız olduğunda, kendisini rahat, yenilgiye uğramamış hissetmeye ihtiyaç duyar. Bu engellerin yaşamın ve öğrenmenin normal bir parçası olduğunu ve bunlardan çıkaracak derslerin olduğunu açıklayın. Daha iyi bir çözüm bulmasına yardımcı olun “eğer topu bu şekilde atarsan gol olur” gibi. 
  1. Duygularını ifade etmesine yardım edin: Çocuğunuzun duygularını bastırmasına neden olmayın. Öfke, kıskançlık bunlar herkesin yaşadığı duygulardır. Doğru olan çocuğunuzun bunları nasıl göstereceğini ve başa çıkacağını öğrenmesidir. Duygularını bastırması ilerde ciddi sorunlara yol açar. Çocuğunuz ancak duygularıyla yaşama becerisini öğrenirse mutlu olur.





21.10.2016

ÇOCUKLARDA ÖFKE NÖBETLERİYLE BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ


Yürümeye yeni başlayan çocuklar davranışlarını kontrol edebilmek için bir yetişkinin yardımına ihtiyaç duyarlar. Çocuğunuza şöyle yardım edebilirsiniz;

1. Duygularını öğretin: Duygularını doğru bir şekilde ifade edebilmesi için önce onların farkında olması lazım. Çocuğunuza duygularını fark etmesi için yardım edin; öfkelendiğinde “şu an buna sinirlendin seni anlıyorum” diyebilirsiniz. Başkaları üzerinden de anlatabilirsiniz örneğin “Televizyondaki adamın yüzüne bak öfkeli görünüyor değil mi?”  gibi konuşmalar yapabilirsiniz. Çocuğunuzla öfke ve diğer duygularla ilgili konuşmanız onun duygusal farkındalığını arttıracağından hem diğerlerinin hissettiğini hem de kendi hissettiklerini çok daha iyi anlayacaktır. Öfke duygusuna saygı gösterin kabul edin ancak çocuğunuza şunu anlatın; öfke duygusu normaldir ama agresif davranışlar değil!

2. Çocuğunuzun doğru davranışlarını yakalayın: Davranışlarından memnun olduğunuzda; iyi bir şey yaptığında ya da  yapmak için çabaladığında bunu gördüğünüzü belli edin, takdir edin, teşekkür edin. Örneğin “Ben hatırlatmadan yemeğe geldiğin için teşekkür ederim”, “ben telefonla konuşurken sabırla beni beklediğin için teşekkür ederim”, “çikolatanı kardeşinle paylaştığın için çok mutlu oldum” , “gerçekten ne olduğunu söylediğin için çok teşekkürler” “ biliyorum sıranı beklemek senin için zor ama bunun üstesinden geldin aferin sana” gibi... 

3. Fiziksel hareket: Çocuklara enerjilerini doğru şekilde  atmaları için yaşlarına uygun fiziksel egzersiz ve hareket fırsatları sunmalıyız. 

4. Öfke nöbetlerini önlemeye çalışın:  Nöbetin ne zaman başlayacağını tahmin edebilirseniz bir oyun ya da başka bir faaliyetle çocuğun dikkatini dağıtmaya çalışın.

5. Sakin olun: Çocuklar duygu metrelerdir. Yani siz stresliyseniz onlarda olacaktır eğer siz huzurluysanız onlarda aynen sizin gibi huzurlu olacaklardır bu yüzden sakin olun olamıyorsanız da sakinmiş gibi yapın.

6. Hayır deyin ve tutarlı olun: Her çocuk kurallara ve sınırlamalara ihtiyaç duyar yoksa ne yapacağını bilemez. Açık olun, kurallar çocuğunuz tarafından tam olarak anlaşılır olsun bunun için onunla konuşun anlatın. Çocuk yetişkinin kesin sınırlar koymadığını düşünürse, nöbet geçirmeye devam edecektir; bu nedenle kesin sınırlar konulması önemlidir. Pes edip sınırı kaldırmayın, tutarlı olun bir gün evet dediğinize diğer gün hayır demeyin. Tutarsızlık çocuğun kafasını karıştırdığından bu neredeyse her zaman daha fazla öfke nöbetine yol açar.

7. Doğru örnek olun: Sizin sinirlendiğinizde nasıl davrandığınız tabi ki çocuğunuza verebileceğiniz en büyük öğretidir. Siz doğru davranışlarda bulunursanız o da öğrenecektir. 

8. Çocuğu sınırlamak ve tutmak için bir teknik geliştirin: Sıkı sıkı sarılmak, sakinleşene kadar çocuğun kendini güvende ve kontrol altında hissetmesini sağlar. Çocuğu tutarak yavaş ve sakin bir sesle onunla konuşun. Çocuğun duygularının nazik ve sakin bir fiziksel destekle sınırlanması, ona önemsendiğini hissettirir. Bu aynı zamanda kontrolünü kaybettiğinde yalnız kalmayacağına dair güvence verir. Çocuğun öfke duygularını bu şekilde sınırlandıran kişiyle ilişkisi iyi olmalıdır. Yetişkin çocuğun öfkesini güvenli bir şekilde “tutar” böylece çocuk kendini kontrolsüz kalmış hissetmez. Bu çocuğun tekrar sakinleşmesini sağlar. Bir öfke nöbetinin ortasında ya da saldırgan olan çocukla olanları tartışmaya çalışmanın bir yararı yoktur. Konuşabilmek için çocuğun sakinleşmesini beklemek gerekir. 

9. Basit, açık talimat verin: Bu davranışı durdurması gerektiğini açıkça uyarın, ancak neden durdurması gerektiğini açıklamaya çalışmayın. Yürümeye yeni başlayan çocuklar bunu anlamazlar.

10. Kendilerini ifade etmelerini çocuklara öğretin: Örneğin, "Ben senin benim oyuncağımı istemeden almandan hoşlanmıyorum.” Demesi için çocuğu cesaretlendirin.” Önceden onu iyi gözlemler ve neye sinirlendiğini anlarsanız kendini ifade etmesi için ona daha kolay yol gösterirsiniz. Nasıl hissettiğini sözle anlatamıyorsa resim yaparak anlatmasını sağlayabilirsiniz tabi ki sakinleştikten sonra. 

18.10.2016

Çocuklarda Öfke Nöbeti Nedir ve Ne Zaman Ortaya Çıkar?

ÇOCUKLARDA ÖFKE NÖBETİ

            Öfke nöbeti, çoğunlukla küçük çocuklarda görülen kontrol dışı bir kızgınlık ve sinir patlamasıdır.  Çocuk bu yaşta duygularını nasıl kontrol edeceğini bilmediği için öfkelendiğinde ne yapacağını bilemez, biz yetişkinler gibi kendi kendini sakinleştiremez. Bu nedenle çocuk öfke nöbeti sırasında ağlar, bağırır, tekmeler, vurur, çığlık atar, tepinir, hatta kendine zarar verecek davranışlarda bulunabilir.
            Genelde 2 yaşındaki çocuklarda daha çok görülür. Bu dönemdeki çocukların gelişim özelliklerine göre normaldir. Özellikle çocuk hasta ya da yorgunken ortaya çıkar, ancak çoğu zaman çocuktan bir şey yapması ya da yapmaması istendiğinde, inatlaşma sonucunda ortaya çıkar. Çok rahatsız edici olmasına rağmen büyümenin normal ve önemli bir parçasıdır.
            Amacımız çocuğun öfkesini yok saymak ya da baskılamak değil, kabul etmek ve onu nasıl idare edebileceğini, nasıl başa çıkabileceğini ya da öfkesini kabul edilebilir şekilde nasıl göstereceğini öğretmeliyiz. Çocuklara öfkelendiği için kızmayın duygularda hata olmaz çocuğunuza kızar ve öfkesini bastırmasını öğretirseniz bu duygu onun için zarar verici olacaktır. Mutluluk gibi öfke de normal bir duygudur ve çocuğun sadece bunu nasıl yöneteceğini öğrenmeye ihtiyacı vardır.
            Çocuğun öfke duygusunun nedeni; acı veren  duygularını önlemek için bir savunma olabilir; örneğin başarısızlık, düşük benlik saygısı, özgüven eksikliği ve sosyal izolasyon duyguları ile ilişkili olabilir; ya da kaygı ile ilişkili olabilir. Eğer böyle bir neden varsa hangi olaylardan sonra öfke nöbeti yaşadığına dikkat ederek tam nedenini bulabilirsiniz. Bu konuda öğretmeninden de yardım alabilirsiniz. Soruna göre yaptığınız yardım yetersiz oluyorsa bu konuda bir uzmandan yardım almakta fayda vardır.
             
ÖFKE NÖBETİ NE ZAMAN ORTAYA ÇIKAR?
            Hayal kırıklığı: Çocuk bir şeyi yapmaya çalışıp beceremediğinde yaşanabilir. Ya da  başkalarına derdini anlatamadığında.
            Bir yetişkinin dikkatini çekmemesi: Yürümeye yeni başlayan çocuk, olumsuz şekilde bile olsa dikkat odağı olmayı sever. Anne babası ya da başka biri daha önce bir öfke nöbetine büyük bir ilgi göstermişse, çocuk aynı taktiği şeyi tekrar deneyebilir.
            Bağımsızlık isteği: Yürümeye yeni başlayan çocuk bağımsız olmaya çabalar. Çoğu zaman “Ben yapıcam!” diye tutturur.
            Reddedilmek: Bir yetişkin çocuğa istediği bir şeyi vermeyi reddedebilir ya da daha büyük bir çocuk oyuncağını elinden aldığında.
            Açlık, yorgunluk: Bu durumlarda çocuklar daha duyarlı olur ve sinirlendiklerinde gösterdikleri tepkiyi etkileyebilir.

            Sınırları ve kuralları sınamak: Küçük çocuklarda zaman kavramı oluşmadığı için sabır, zaman ve bekleme kavramlarını anlayamaz. Anne baba, “ sabırlı olman ve sıra sana gelene kadar beklemen gerek” dediğinde bunu anlayamaz. Ya da birazdan ya da bir dakika dediğinizde bu sözcükler onlar için bir şey ifade etmez. Dolayısıyla bu durum onları öfkelendirebilir.